Rehberlik Meslek Yasası Güncellemeleri


Değerli Turist Rehberi Meslektaşlarım,

2002 yılında Sn. Şerif Yenen başkanlığında İstanbul Rehberler Odası’nda adım attığım meslek temsilinde kısa bir ara dışında 20 yılı doldurdum ve Sn. Suat Tural yönetiminde sürdürdüğüm TUREB başkan vekilliği görevim de bir süre önce sona erdi.

Bu süre içerisinde 2012 yılında meslek yasamızın yürürlüğe girmesi dahil olmak üzere birçok gururu meslektaşlarımla birlikte yaşama fırsatı buldum.

Görevi devretmeye hazırlandığım ve Covid-19 pandemisinin damgasını vurduğu dönem aynı zamanda meslek yasamızın revizyonu üzerinde önemli müzakerelerin de sürdüğü, hareketli bir dönem oldu.

Yapılan üç taraflı (Kültür ve Turizm Bakanlığı, Seyahat Acenteleri ve Rehberler) müzakereler, hepimizi Birlik (TUREB) genel kurulunda temsil delegeler ve meslek odalarımızın başkanlarıyla hem çevrimiçi hem de yüz yüze toplantılarda ayrıntılarıyla paylaşıldı.

Müzakereler kuşkusuz yeni temsilcilerimiz aracılığıyla devam edecek ve ümit ediyorum mesleğimiz ve ülkemiz turizmi açısından en avantajlı şekilde tamamlanacak.

Temsilde devamlılığın garanti edilmesi ve yeni temsilcilerimize aktarılan birikimin tüm meslektaşlarca bilinmesi, böylece yeni öneri ve uyarıların doğrudan bu birikimin üzerine eklenerek yöneltilmesi mutlaka yalınlık, sürat ve verimlilik sağlayacaktır.

Yukarıdaki nedenlerle katıldığım toplantılarla ilgili notlarımı internet ortamında paylaşmakta yarar görüyorum. Müzakereler henüz görüş alışverişinden öteye gitmediği için resmi bir yazışma veya nihai metinler bulunmuyor. Diğer yandan, ilkesel olarak birçok konuda mutabakat sağlanmış durumda.

Kuşkusuz kişisel notlarda hatalar, eksiklikler, yanlış veya nüanslara yönelik farklı algılar mevcut olabilir. Aynı toplantıda farklı kişiler bazı ayrıntıların notlarını farklı tutmuş olabilir ancak aşağıdaki tüm bilgiler gerekçeleriyle not edilmiş olduğundan sebep sonuç ilişkileri içerisinde hataların en az sayıda olduğu inancındayım.

Sonlara doğru gündemden uzaklaşan ve biraz teknikleşen içeriğin kısmen de olsa ilgi çekeceği, tartışmalara temel oluşturabilmesi en temel dileğim.

Yorumlarınızı, uyarılarınızı, eklerinizi memnuniyetle bekliyorum.

Ümit ederim ki çalışmalara verimli bir katkı olsun…

Dr. Sedat Bornovalı

ÖNCELİKLE TARTIŞILAN YASANIN İSMİ/NİTELİĞİ

Son dönemdeki tartışmalarda “Çatı Yasa” müzakereleri yapılmış olduğundan ve süreceğinden söz edilmekte. Bir konuyu tartışabilmek için neden söz ettiğimizi bilmek şart.

Turizm Çatı Yasası tartışmaları çok uzun süredir devam etmektedir. Ancak böylesi bir yasanın paydaşlar tarafından o dönemlerde fazla arzu edilmediği ortaya çıktığından Şerif Yenen başkanlığındaki Turist Rehberliği camiası olarak kendi bağımsız meslek yasamıza yönelmiştik ve süreci 2012 yılında başarı ve gururla sonuçlandırdık. Bu vesileyle dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Sn. Ertuğrul Günay’a ve TÜRSAB Başkanı Sn. Başaran Ulusoy’a ve dönemin Başbakanı, Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’a da çok büyük teşekkür borçluyuz.

Tüm görev süremiz boyunca katıldığımız tüm toplantılar da yine kendi yasamızla ilişkilidir. Çatı Yasa konulu bir davet almadık, basına yaptığım az sayıda ve genel karakterli beyan dışında Çatı Yasa hiç gündemimizde olmadı. Hala da turizmin tüm paydaşlarının bir Çatı Yasa istemediğine dair kanaatimiz sürmektedir.

TURİST REHBERLİĞİ MESLEK YASASININ REVİZYON İHTİYACI

Meslek yasamız yazım aşaması, komisyonlar, kanunlar dairesi, TBMM Genel Kurulu gibi birçok aşamadan geçerken çeşitli değişikliklere uğradığı için kuşkusuz sadece bir tarafın hayal ettiği şekilde oluşmamıştı.

Ayrıca böyle bir yasa yokken yasa üzerine çok daha az yorum bulunmaktaydı. Yasanın varlığıyla beraber yeni talepler de beraberinde geldi hatta daha da ötesi, elimizdeki hükümler mahkeme kararlarıyla zenginleşti.

Ayrıca son on yılda gelişen teknolojiler, ülkemizde e-devlet kullanımının ilerlemesi, dünya çapında ise yepyeni mecraların gelişmesi rehberlikle ilgili birçok düzenlemenin daha ileri götürülmesini de gerekli kıldı.

Bazı varsayımlarla eklenmiş olan hükümlerin arzu edilen amaçlara ulaşmadığı veya daha iyileriyle ikame edilebileceği de zaman geçtikçe ortaya çıkan olgular arasındaydı.

Sosyal medyanın gelişmesi ile birçok fikir ve öneri kendisini daha rahat gösterebildi, yeni talepler daha yoğunlukla ortaya çıktı, görünürlük kazandı.

Sonuç olarak yasamız onuncu yılına yaklaşırken hazırlanmasında aynı masaya oturan taraflar (Kültür ve Turizm Bakanlığı, Seyahat Acenteleri ve Rehberler) Bakanlığımızın davetiyle yeniden buluştular.

Bu buluşmalar bazen çevrimiçi bazen de yüz yüze gerçekleşti. Bu vesileyle Kültür ve Turizm Bakanımız Sn. Mehmet Nuri Ersoy’a bizimle paylaştığı çok uzun mesaisi ve yapıcı yaklaşımı için en gönülden şükran duygularımı ifade etmek isterim. Bakanlığımızın tüm diğer yetkilileri de ortak doğruyu bulmak için çok yoğun emek sarf ettiler. Hepsine teşekkür borçluyuz.

Son üç yıl boyunca hem TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya’yla hem de Birlik adına müzakerelere çok verimli katkıda bulunan Baş Hukuk Müşaviri Av. İlker Ünsever’le, hem de bireysel görüşlerini beyan etmek için bizlerle bir araya gelen çok sayıda seyahat acentesi temsilcisiyle düzenli görüşmeler gerçekleştirdik.

Bazı konular çoktan düzenlenmesi gereken eksik konulardı. Bunlar üzerinde tartışmasız mutabık kaldık. Diğerleri zamanın getirdiği gelişmelerden ötürü düzenlenmeliydi; onlarda da mutabık kaldık. Bazıları ise farklı bakış açıları nedeniyle mutabık kalamadığımız ancak mutlaka sağduyunun galip geleceği ancak farklı da olsa her durumda da meşru çıkarlara odaklanılması nedeniyle hemen mutabık kalamadığımız konulardı.

Onlar üzerinde son sözü Bakanlığımız söyleyecek.

TARAFLARIN TÜMÜYLE MUTABIK OLDUĞU NOKTALAR:

Bakanlıkça Mesleğe Kabul İçin Gerekli Tutulacak Eğitim Kriterleri:

Turist Rehberliği eğitimi veren 2 yıllık eğitim kurumlarından mezun olanlar okullarının bağlı olduğu üniversite rektörlüklerinin bulunduğu coğrafi bölgede hizmet vermek üzere sadece bölgesel,

Turist Rehberliği eğitimi veren 4 yıllık eğitim kurumlarından mezun olanlar bölgesel veya ülkesel,

Turist Rehberliği eğitimi veren Yüksek Lisans (YL) programlarından mezun olan Sanat Tarihçi ve Arkeologlar tamamladıkları gezilere göre bölgesel veya ülkesel olarak mesleğe kabul edilebilirler.

Gerekçe: Yasa hazırlanırken çok az sayıda 4 yıllık okul bulunmaktaydı. Eğitim genel olarak iki yıllık olduğu için ülkesel rehberliği çok az sayıda okulla sınırlamak yurt çapında hizmet sunulmasını engelleyebilecekti. Ancak günümüzde rehber yetiştiren 90 kadar okul bulunmakta. Dolayısıyla artık 2 ve 4 yıl eğitim görenler arasında elde edilen çıktı arasında bir fark bulunması gerekmektedir.

Sanat Tarihçi ve Arkeologların ülkemizin kültür varlıklarına yönelik büyük emeği bulunmakta ve ülkemizin tanıtımına emek vermeye yönlendirilmeleri anlam taşımaktadır. Kültür varlıklarımızla doğrudan bağlantısı bulunmayan lisans programlarından mezun bireyler yerine Turist Rehberliği Yüksek Lisans programlarına alınmaları ve turist rehberliğine yönlendirmeleri ulusal çıkarımıza uygundur.

Buna ek olarak nadir dillerde (İngilizce, Fransızca, Almanca dışında) farklı bölüm lisans mezunlarının da Bakanlığımızın rehber ihtiyacının karşılanması yönündeki hedeflere ulaşmasını hızlandırmak amacıyla YL bölümleri aracılığıyla rehberliğe kazandırılması Bakanlığımızın değerlendirmesine sunulmuştur.

 “Bakanlıkça belirlenecek dillerin sınavlarında başarı puanı olanlar YL programlarına öncelikle kabul edilirler.” gibi bir ibarenin yasaya eklenmesiyle örneğin yoğun Çince rehber ihtiyacı hasıl olan bir dönemde bu şekilde YL programları yüksek Çince YDS puanı sahiplerine daha rahatlıkla erişilebilir olacaktır.

SAHTE REHBERLİK CEZASININ İDARİ DEĞİL ADLİ CEZAYA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ

Turist rehberi olmamasına rağmen kendisini rehber olarak tanıtanlar (internet vb mecralar da dahil olmak üzere) ve/veya bu hizmeti verenler TCK’nin ilgili hükümlerince cezalandırılır. Örneğin dolandırıcılıktan yargılanır.

UYGULAMALI EĞİTİM GEZİLERİNİN SONUNDAKİ SINAVLAR
Kanunun mevcut halinde yalnızca mesleğe kabul öncesinde tamamlanan gezilerin içeriği sınavla ölçme ve değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Ruhsatname sahibi rehberlerin katıldığı gezilerin ardından ise gezisi tamamlanan bölgeler yetki alanı olarak doğrudan ruhsatnameye eklenmektedir.

Öneri: Her bölge gezisinin ardından tüm katılımcılar mutlaka sınava tabi tutulmalıdır.
Genel gerekçe: Eğitimde ölçme değerlendirme esastır.
Özel gerekçe: Bitirme sınavı eğitim sırasında motivasyonu arttıracak ve amacına ulaşmasına yardımcı olacaktır. Bir grup katılımcının bundan muaf tutulma sebebi bulunmamaktadır. Kanunun algoritmasının aksadığı bir noktadır. Yasa koyucunun böyle bir istisnayı amaçlamadığı belirgindir.

EYLEMSİZ REHBERLERLE İLGİLİ UYGULAMALAR:

5 yıl (Mevcut 8 yılın 5 yıla indirilmesinde sakınca görülmedi) arka arkaya eylemsiz kalan rehberlerin tekrar eylemli hale dönebilmesi için Bakanlık tarafından düzenlenecek bilgi sınavında ve mesleğe kabul için gerekli dil sınavında başarılı olması. Mevcut durum sadece bilgi sınavı gerektirirken uzun yıllar boyunca mesleğe ilgisi soğumuş kişilerin dil hakimiyetini yitirmiş olabileceği ve yeniden belirlenmesinin gerekebileceği haklı bir kaygı olarak değerlendirilmiştir.

İDARİ NEDENLERLE REHBERLİK HAKKINI YİTİREN BİREYLERİN MESLEĞE DÖNÜŞÜ

Eski mevzuatla rehberolmuş ancak rehberlik hakkını yitirmiş kişiler arasında, 6326 sayılı yasanın yürürlüğe girmesiyle tanınan haktan yararlanıp mesleğe dönemeyenlerin mesleğe kabul şartlarını yitirmedilerse (devlete karşı suç işlemiş olmak vb), mesleğe yeniden kabulü. Usül ve esasları Bakanlıkça belirlenmeli.

REHBERLİK ÜCRETLERİNİN BELGELENDİRİLMESİ

MADDE 4 – (1) Meslek, bu maddede belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde serbest meslek şeklinde (daimi ya da arızi) veya 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olarak veya tek sahipli Ltd. Şti. üzerinden icra edilebilir.

Gerekçe: Vergi muafiyeti bulunmayan rehberlerin Ltd. Şti faturası muhasebe açısından acentelere büyük kolaylık, yalınlık sağlıyor. Ayrıca 12 ay çalışmadığı için düşük sezonlarda başka faaliyetler gösteren rehberlerin bir tek mükellefiyetle tüm kazançlarını vergilendirmeleri sağlanıyor. Mali Müşavirlerin çalışmasında da buna benzer tek sahipli Ltd. Şti. uygulaması var.

Vergi kanunu ve Vergi Usul Kanunu uyarınca muafiyetleri süren rehberler açısından bu konu gündem dışıdır. Arızi olarak çalışan rehberler genellikle ender dillerde çalışıyor ve başka gelirleri var ancak toplamda ufak bir kısmı temsil etmekle birlikte endüstrinin önemli bir ihtiyacını karşılıyorlar dolaysıyla bu statünün mali yönden yönlendirici olarak muhafazası da önemlidir.

İHTİLAF İÇİNDE OLDUĞUMUZ NOKTALAR:

Yabancı dil bilmeyen kişilerin mesleğe kabulü.

Pazarın sınırlı bir kısmında, çalışan acentelerin işgücüne zahmetsizce erişim için uydurdukları bir formüldür. Dünyada kabul görmüş turizm pratiklerine uymadığı gibi ulusal çıkarımıza aykırıdır.

Yabancı dil öğrenmek mümkündür. Öğrencilere bu koşul dayatıldığında bile motivasyonsuzluktan ötürü başa yönü tercih edenler bulunmaktadır. Bu motivasyonu kaldırmak “yerlilere hizmet fırsatı vermek” gibi çekici cümlelerle kısıtlı sayıda acentaya daha kolay işgücü erişimi anlamına gelir ancak bu rehberleri “ülkemizi yabancılara tanıtma” dairesinden çıkartır.

Ülkemizi yabancılara tanıtamayacak rehber” diye bir kavramı oturtmak turizm vizyonumuza, yabancı turistlerin de getirebileceği refahı 81 ile yayma arzumuza zıttır. “Sonra piyasa isterse daha çok para kazanmak için yabancı dil öğrenir.” türünden ifadeler temenniden öteye gitmez ve idarenin düzenleyicilik vazife ve iradesine aykırı olarak öne sürülmektedir.

Çoğunluk olduğunu iddia eden sınırlı sayıda acentenin iddialarının aksine “Türkçe rehber bulamadığımız için gezdirilemedik” diye bir tüketici şikâyeti henüz yansımamıştır.

Olmayan bu soruna çözüm iddiasıyla, hayali bir yokluktan kurtulabilmek için, yabancı dil bilmeyen düşük vasıflı adayların Türk ziyaretçilerin hizmetine sunulması fikri kendi vatandaşımızı da ikinci sınıf ziyaretçi durumuna düşürmekte, tahkir etmektedir.

Turizm endüstrisinin işveren kesimi bazen sadece ucuz işgücü̈ temin etmek için bazen de gerçekten samimi ancak sebep-sonuç ilişkisi içermeyen bağlantılar kurarak Yabancı dil sınavı geçemeyen adayların eğer önlerinde sadece bu sahte “engel” kaldıysa yine de mesleğe kabul edilerek yerli turistlerle çalışma yetkisi kazanması gerektiğini savunmaktadır.

Bireysel tüketicilerden bu tür şikâyetler hiç gelmemekte ancak seyahat acentelerinin bu yönde temelsiz iddiaları sürmektedir. Ayrıca, kendi vatandaşımızın daha düşük kalitede hizmet almasında bir sakınca görülmediği şeklinde de yorumlanabilecek bu söylem her türlü̈ mantık silsilesinden uzaktır.

Nitekim AB standartlarına bakıldığında da CEN 15565 içinde yabancı dil bilmenin mutlak bir şart olduğu açıkça görülecektir. “Çok yüksek ortalamalı ama dil bilmeyen” mezunlara iş fırsatı gibi öneriler de göz boyamadan ibarettir.
Yoğun emek gerektiren yabancı dil bilgisi edinme sürecini ihmal eden öğrenciler varsa bunların diğer derslerdeki ortalamasının yüksek olması olağandır ve başarı olarak nitelendirilemez.

Anlaşılacağı gibi, ilk anda kulağa anlamlı gelebilen bu talep aslında büyük ölçüde demagojiden ibarettir. Turist Rehberliği eğitimi alan her öğrencinin dünyadaki potansiyel 8 milyar kişiden bir kısmını ağırlamaya yönelik olarak hazırlanması esastır. Aynı 2 veya 4 yıllık eğitimden geçen adaylar arasında bazılarının sadece 80 milyon Türk vatandaşına hizmet vermekten fazlasını yapamayacak olması öğrenciye devlet tarafından yapılan yatırımın büyük kısmının da ziyan olmasına yol açar. Vergi / milli servet ziyanıdır; kamu zararıdır.

Ayrıca turist rehberliği mesleğinin hedefi, ülkemizin jeopolitik konumu ve tarihteki yeri göz önüne alındığında sadece “güzel geziler yapılmasına” eşlik etmekten ibaret değildir.

Uluslararası platformlarda ulusça önyargılarını yıkmakta çok zorlandığımız yabancılar, özellikle batı ülkeleri, turizm aracılığıyla yurdumuzu daha yakından tanıyabilmekte, burada turist rehberlerinin dolaysız açıklamaları belirleyici bir “yumuşak diplomasi” işlevi görmektedir. Yetişmiş turist rehberlerinin bir kısmının bu görev açısından yetersiz olabilmesini baştan kabullenmek bu eğitimin ve mesleğin çapını, etkisini kabul edilemeyecek kadar düşürme riskini taşımaktadır.

Bu konudaki örnekleri uzatmak mümkündür. Kuşkusuz birçok alandaki üniversite eğitiminde müfredatta bazen eğitim süreci dışındaki sınavlar dışında hiç işe yaramayacak kalıntılar mevcuttur ve temizlenmeleri gerekebilir ancak turist rehberliği açısından yabancı dil bunlardan biri değildir ve yabancı dilin bir zorunluluk yerine bir seçenekten ibaret olabilmesi fikri rasyonellikten uzaktır. Yalnızca çok kısıtlı bir çevrenin temennisi olmaktan öteye gitmeyecektir.

“Yabancı dilin mesleğin önünde bir engel olduğu” gibi temelsiz iddiaların akademik dünya için de ortaya atıldığı hatırlanacaktır. 55’e değin düşen puan barajının şimdi yeniden yükselme yolunda olduğu YÖK’ün bir süre önce öğretim üyelerine yolladığı anketten anlaşılmaktadır.

Turist Rehberliği mesleğinin gerçekten olmazsa olmazı yabancı dil şartının bir engel olduğu iddiasında direnmek yerine ya dil bilen gençlerin bu mesleğe yönlendirilmesi sağlanmalı ya da mutlaka 1 yıllık yabancı dil hazırlık programı zorunlu tutulmalıdır.

Tümüyle yabancı dille eğitim yapan bir üniversite olmamasına rağmen İTÜ’nün hazırlık programında başarıyı zorunlu koşması anlamlı bir örnektir. İTÜ’de İngilizce öğrenemediğini bu yüzden mühendis olamadığını iddia eden öğrenci bulunuyorsa da ciddiye alınmayacaktır.

İHemen hemen tümü devlete ait olan ormanlarımıza hizmet etmek üzere mühendis yetiştiren ve mezunlarının yurt dışıyla doğrudan muhatap olmaksızın devlet devlet işletmelerinde çalışması öngörülen İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi dahi zorunlu İngilizce hazırlık sınıfındaki başarının ardından öğrencilerini bilimsel eğitime başlatmaktadır.

Özü̈ ülkemizi ve ulusumuzu tanıtmak olan rehberlik mesleği için yabancı dil konusunda bunlara benzer bir çözümün mutlaka uygulamaya geçirilmesi şarttır. İngilizceyi en baştan öğrenmiş rehberler dünyanın büyük kısmına hitap edebilecek durumda olacaktır. Ancak ülkemizdeki rehberler dünyada bir rekor sayılacak başarıyla, toplamda 40 ayrı dilde hizmet verebilecek durumdadır.

Yukarıda önerilen düzenlemeyle İngilizce hazırlık sınıfından sonra gelecek 2 veya 4 yıllık öğretim sırasında öğrencilerin ikinci bir yabancı dili öğrenmesi, mesleklerinde kullanması ve bu zenginliği muhafaza etmesi sürekli hâle gelecektir.

Geleceğimiz olan gençlerin, yaşları gereği önlerindeki uzun yaşama doğru birçok şeyi ertelemek eğiliminde oldukları bir gerçektir ve bu durum sonradan idrak edildiğinde üzüntü̈, pişmanlık ve bazen onarılmaz hasarlar ortaya çıkarabilmektedir. Bu nedenle “dersleri bitirip sonra bir gün nasıl olsa yabancı dili öğrenmek” hayali yerine yabancı dili öğrenmiş bireylerin mesleğe yönelik eğitilmesi ve bu süreçte dil zenginliklerinin daha da arttırılması benimsenebilecek yegâne yoldur.

Bununla birlikte rehberlik bölümlerinde, artık birçok üniversitede (yine İTÜ örneği hatırlanabilir) benimsendiği şekliyle bazı kültür derslerinin İngilizce (veya tercih edilecek farklı bir dilde) yapılması öğrenilmiş dilin akıcı olarak kullanılmasını ve ilerletilmesini de tüm eğitim süreci boyunca destekleyecektir.

Aynı şekilde büyük ölçüde demagojiden ibaret olan bir diğer iddia da yabancı dil bilmeden rehber olunabilmesinin önemli akademisyenlere rehberlik yolu açacağı ve yerli ziyaretçilerin onların anlatımlarından yararlanabileceği safsatasıdır.

Kuşkusuz akademisyenlerden kendi konularında son derece kıymetli bilgileri edinmek hem üniversite dünyasına dahil olarak hem de bunun dışarısında yaptıkları bilgi aktarımları aracılığıyla her zaman mümkündür. Turlarda da uzmanlık alanlarında bilgi aktarmaları hatta sohbet etmelerini engelleyen hiçbir durum söz konusu değildir.

Örneğin Mimarlık Fakültesindeki derslere de geleneksel yapım tekniklerini veya bezeme geleneklerini anlatmak üzere zanaatkârlar da davet edilebildiği gibi turlarda da akademisyenler konuşmacı olabilir. Ancak bir ahşap ustasına doğrudan akademik unvan tevdi edilmediği (veya onlar için öğretim üyeliği şartları yeniden düzenlenmediği) gibi rehberlik için gerekli şartları haiz olmayan akademisyenlerin de şartlar onlara göre uyarlanarak mesleğe kabul edilmesinde bir mantık çerçevesi bulunmamaktadır. Kuşkusuz turist rehberliği sadece “bazı konuları anlatmak”tan ibaret bir meslek değildir ve buna indirgenmemelidir. Bazı konuları güzel anlattıkları için rehberlerin akademisyen ilan edilmesi ne denli tutarsızsa, bireylerin akademisyen olduğu için tümüyle ayrı bir disiplin olan turist rehberliğine mensup ilan edilmeleri de aynı derecede tutarsız bir öneridir.

Rehberlik mesleğine ilgi göstermiş ve mensup olmak için gerekli eğitimi de alarak şartları tamamlamış birçok akademisyen zaten bulunmakta ve sayıları artmaktadır.

Turda rehber bulunma zorunluluğu (kısmi mutabakat):

Endüstrinin gerekleri nedeniyle yerli turistlerin örneğin gece yolculuğu yaptığı gerçeği karşısında sadece ulaşımdan ibaret bu hatlarda veya uçak transferlerinde rehber zorunluluğu olmayacağı ancak yabancı turistlerin otobüs seyahatlerinde de rehberlerin uzun saatlerce yaptığı açıklamaların ülkemizin tanıtımında önemli rol oynadığı hususunda mutabakız.

Ancak yerliler için turist rehberinin sadece müze, ören yerleri ve turistik işaretli bölgelerle sınırlı tutulması talebi ülkemizin ve turizmimizin gerçeklerine ve zenginliğine, ayrıca uygulanabilirlik anlayışına uymamaktadır. Bu konuda mutabakat sağlanmamıştır.

Rehber bulunacak veya bulunmayacak faaliyetler rehberliğin yasada net olan tanımına göre rahatlıkla denetlenebilir. Bu konunun Bakanlığımızca bir genelgeyle açıklanması yeterli olacaktır.

Rehberliğin tanımındaki ifadeler çok açıktır: “turistlerin gezi öncesinde seçmiş oldukları dil kullanılarak ülkenin kültür, turizm, tarih, çevre, doğa, sosyal veya benzeri değerleri ile varlıklarının kültür ve turizm politikaları doğrultusunda tanıtılarak gezdirilmesi…”

Dolayısıyla örnek vermek gerekirse Efes’te bir gece düğün veya konser için Celsus Kütüphanesi önünde veya tiyatroda yapılmış organizasyona katılacaklara kapıdan masalarına doğru eşlik etmek her ne kadar ören yeri olsa da rehber gerektirmeyecekken, her gün binlerce kişinin serbestçe yürüdüğü bir caddede (örneğin İstiklal Caddesi, Divan Yolu, Necatibey Caddesi) yukarıdaki tanıma göre hizmet veren birey Bakanlığımızdan ruhsatname sahibi değilse sahte rehberdir ve bu kişinin bu amaçla istihdamı söz konusuysa buna müsaade edilmemelidir.

Yerli ve Yabancı Ziyaretçilere Sunulacak Rehberlik Asgari Ücretlerinin Farklı Olması (kısmi mutabakat)
Rehberlik ücretleri Bakanlığımız tarafından belirlenmektedir. Yabancı dille verilecek hizmetin taban ücretinin belirli bir oranda daha yüksek belirlenmesi uygun görülmektedir. Yabancı parayla maliyet hesabı ve satışı yapılan gezilerde söz konusu ücretin daha yüksek ödenebileceği bir piyasa gerçeğidir.

Rehberlik rehberlerin acentelerin bağlı çalışanı olmanın dışına çıkamayacağı bireysel hizmet veremeyeceği iddiası.

İçinde yaşadığımız yüzyıla da turizmin doğasına da aykırıdır. Serbest çalışan rehberlerin kaçak acentecilik yapacağı şeklinde bir iddia ile uydurulmuştur. Kaçak acentecilik suçtur ve rehberlik mesleğinden ihraç sebebidir. Kanunda bu konu son derece katıdır. Kaçak acentecilik fiilini ikinci defa işleyen rehberin meslekten ihracı hükmünün muhafazası konusunda mutabıkız.

Ancak Orta Çağdan bu yana “bir hakkını kullanan kişi suç işleyebilir o nedenle somut hakları kullandırmayalım” türünde hukuk ihdas edilmemektedir. “Evden çıkmayan kişiler sokakta hiç suç işlememektedir bu nedenle sokağa çıkmak yasaklansın” türünde bir anlayıştır.

“Turisti Türkiye’ye acenteler getiriyor yoksa rehberler bu turistlere erişemezdi o nedenle tüm turistler üzerindeki tüm haklar acentelere aittir” türü iddiaların da derebeylik dönemlerinden sonra geçerliği kalmamıştır. Üst kat komşusunu gezdirmek için üst kat komşusunun acenteye ait olduğunu düşünecek rehberin veya başka iddia sahibinin kanaatinin sağlıklı addedilmesine olanak yoktur.

SEYAHAT ACENTELERİYLE İSTİŞARE KONUSU OLMAYAN ÇOĞUNLUKLA MADDİ REVİZYON KAPSAMINDA BULUNAN NOKTALAR VE GEREKÇELERİ

Yabancı Dil Sınavları Ve Sertifika Programları, Eğitim Gezileri Düzenlenmesi:

“Bakanlık gözetiminde Birlikler tarafından veya Bakanlığın talebine rağmen gerçekleştirilmedikleri takdirde Bakanlık tarafından” gerçekleştirilmelidir.

Gerekçe: Yasayla Birliklerin yetkilendirilmesi yerindedir ama Bakanlığın yetkisinin tümüyle iptal edilmiş bulunması zaaf oluşturabilecektir. Bakanlık kendine münhasır yetkilerin yanı sıra Birliğin sahip olduğu yetkilere de gerektiğinde sahip olmalı ve TÜRSAB önerisi vb. gereği olmadan kullanabilmelidir. Birlik görevini aksatırsa hizmet açığı idare tarafından yerine getirilebilmelidir.

EYLEMLİ REHBER TANIMINDA ALGORİTMA BOZUKLUĞU

Tanımlar bölümünden başlayan “Eylemli rehber Çalışma Kartı alabilir. Çalışma Kartı alan rehberlere eylemli denir” biçimindeki algoritma bozukluğunu düzeltmek yerinde olacaktır.

Ayrıca çalışma kartı bir yıl geçerli olarak tanımlanmış olmasına rağmen sonraki yılın ocak ayı sonuna kadar geçerli tutulmaktadır. Bunun yasaya aktarılması yerinde olacaktır.

Düzelti örneği:

Çalışma kartı: Eylemli rehber olmak üzere başvurusunu yapmış ve meslek kuruluşlarına karşı yükümlülüklerini yerine getirmiş rehberlere, müteakip takvim yılının ocak ayı sonuna kadar geçerli olmak üzere mesleği fiilen icra edebileceklerine ilişkin verilen izin belgesi.

Eylemli rehber: Çalışma kartı başvurusunu yapmış ve odasına karşı bununla ilgili yükümlülükleri yerine getirmiş rehber.

MÜCBİR HALLERDE ÇALIŞMA KARTI YERİNE GEÇEN BELGE DÜZENLENMESİ

Gerekçe: Üye tüm yükümlülüklerini yerine getirse bile karttaki maddi hata veya kuryede kaybolması veya gecikmesi gibi nedenlerle Çalışma Kartı bulunmayan rehberin hak kaybının engellenmesi gerekmektedir.

Çözüm önerisi: Rehber Bilgi Sisteminden indirilecek ve belirli bir tarihe kadar geçerli Çalışma Kartı yerine geçen belgenin üretilmesi sorun çözülene değin kullanılabilmesi uygun olacaktır. Sorun çözüldükten sonra sistemde bu olanak devre dışı bırakılarak Kart almadan internet üzerinden belge indirerek sürekli çalışmaya niyet edebilecek üyelere imkân verilmez.

E-DEVLET SİSTEMİNDEKİ GELİŞMELERE UYUM SAĞLAMA

Öneri: “e-devlet bünyesine dahil edilen her türlü iş ve işlem söz konusu kanaldan yapıldığı takdirde bu yasaya uygun şekilde yürütülmüş sayılır.”

Gerekçe: Özellikle belge teslimi gibi farklı usul ve esasların dile getirildiği maddelerin çağın gerekliliklerine yasa değişikliği gerektirmeden uyarlanmasını sağlayacaktır. İdarenin de zaman kaybını giderecektir.

Madde 4-2

“Turist rehberleri birden fazla odaya üye olamaz.” ifadesi kaldırılmalı.

Gerekçe: Bakanlıkça belirlenen bölgede yetkili odaya üye olmak zorunluluğu zaten tek bir odaya tekabül etmektedir. Ayrıca birden fazla odaya üye olmanın verdiği avantaj bulunmamaktadır. Kaldı ki etkinliklerine katılmaktan keyif almak gibi bireysel bir nedenle ekstra masrafla üye olmak isteyen varsa Anayasa değişikliğiyle birden çok sendikaya üye olma yasağının da kaldırılması gibi, buna yasak koymak anlamsız ve özellikle de Anayasanın ruhuna aykırıdır.

“Turist rehberleri Birden fazla oda veya birliğin organlarında yer alamaz” türünden bir hüküm ise anlam taşıyabilecektir.

Madde 4-3

VERİTABANININ YAYINLANMASI KONUSUNDA:

(3) Eylemli ve eylemsiz turist rehberlerinin adı, soyadı ve sicil numaraları ilgili birliğin resmî internet sitesinde, tüketici ve acentelerin turist rehberinin yetkisinin teyidine olanak vermek amacıyla yayınlanır.

“Eylemli ve eylemsiz turist rehberlerinin adı, soyadı, eylemlilik durumu ve dilleri ilgili birliğin resmi internet sitesinde yayınlanır.” şeklinde değiştirilmesi.

GEREKÇE:

Bu sayede gerek acentelerin gerekse yolcuların ihtiyaç durumunda çalışmaya yetkili oldukları dil/diller dahil olmak üzere yetki teyidi yapabilmeleri sağlanacaktır.

+++ Tanımlarda “eylemlilik” tarifi değiştiğinden “Çalışma kartı almayan veya eylemsiz turist rehberi olarak kalmak üzere yazılı beyanda bulunan turist rehberleri eylemsiz turist rehberi olarak sicile işlenir” ifadesinde “almayan” sözcüğü “başvurusunda bulunmayan” olarak değiştirilmeli.

MADDE 4-4

“İstisnasız tüm aidat alınmayacak hâller, Birlik tarafından belirlenir.” ifadesi “Aidat üst limiti yasal sınırlar içerisinde Birlikler tarafından belirlenir.” ifadesiyle değiştirilmelidir.

Gerekçe: Bütçe fazlası veren odaların bile aidat indirimi yapma olanağı kısıtlanmaktadır. Oysa belirlenmesi gereken sadece aidat alınmayacak haller değil her bir odanın kendi imkanlarına ve bölgedeki rehberlerin ihtiyaçlarına göre gerekirse aidatın indirimli alınmasıdır.

+++ “Turist rehberleri ilgili birlik tarafından yıllık olarak belirlenen oda aidatını iki eşit taksit hâlinde üyesi bulundukları odaya öderler.” Cümlesindeki “iki eşit taksit hâlinde üyesi bulundukları odaya öderler.” İfadesi “oda yönetim kurulunun uygun göreceği şekilde taksitlendirerek ödeyebilirler.” şeklinde değiştirilebilir.

Gerekçe: her odanın bütçe disiplini ve rehberlerin o seneki maddi durumuna göre gerektiğinde kolaylık sağlayabilmek esas olmalıdır.

Disiplinle İlgili Hususlar:

Madde 5 c 9) “Aynı yıl içinde iki kez kınama cezası alınması.” ifadesi aynı takvim yılını akla getirmektedir. “Kınama cezasının uygulandığı tarihten itibaren bir yıl içinde ikinci kez kınama cezası gerektiren bir fiilin işlenmesi.” ifadesi arzu edilen anlamı yansıtacaktır.

Gerekçe: İkinci kez aynı cezanın alınmasından ziyade cezayı aldıktan sonra benzer fiilin işlenmesi belirleyici olmalıdır. Şahıs cezayı aldıktan sonra, yani suç olduğunu idrak etmiş olmasına rağmen, tekrar benzer fiili gerçekleştirdiğinde cezanın geç gelmesi durumunda fiilen affa uğramasına bu hükümle engel olunacaktır.

Madde 7 – 3 SAHTE REHBERLİK FAALİYETİNİN TEKRARI

Madde 7-4 İkinci fıkrada yasaklanan fiilleri işleyenler ile ruhsatname sahibi olmadan veya meslekten geçici olarak menedilmiş veya çıkarılmış olmasına rağmen turist rehberliği hizmeti sunanlar, birlik tarafından veya ilgili mülki idare amirlerince faaliyetten menedilir ve durum en geç üç gün içinde Cumhuriyet savcılığına, Bakanlığa ve Birliklere bildirilir.

Madde 6-1

MADDE 6 – (1) Taban ücret tarifesi, Birliklerin görüşleri alınarak Bakanlık tarafından belirlenir ve her yıl TÜFE oranından az olmamak kaydıyla artırılarak en geç aralık ayında, izleyen takvim yılının başından itibaren yürürlüğe girmek üzere Bakanlık tarafından ilan edilir.

Gerekçe: Bakanlığımızın yeniden değerleme oranı yerine TÜFE oranında arttırma iradesi bulunmaktadır. Artışı belirlerken alt sınır olarak yeniden değerleme oranı yerine TÜFE’yi kullanma iradesi bulunmaktadır. Çünkü teoride TÜFE oranında arttırmak değil artış kararında alt sınır olarak TÜFE’yi kullanmak iradesi söz konusudur.

MADDE 6-3 SÖZLEŞMELER

Bu maddeye ek olarak: Taraflardan birinin talebine rağmen diğerinin 7 gün içerisinde kâğıda dökülmesi gereken sözleşmeyi imzadan imtina etmesi talep eden tarafın sorumluluğunu ortadan kaldırır.

Gerekçe: Tur öncesinde sözleşmeyi imzalamayı reddeden bir taraf olursa kimse diğerini imzaya zorlayamayacağı için birlikte çalışmayı reddedebilir ancak tur sonrası taraflardan biri ihmal veya kasıtla ilişkiyi sürmeyip sözleşmeyi kâğıda geçirme yükümlülüğünü aksattığında kimsenin diğerini imzaya zorlayamayacağı gerçeğinden hareketle, bir tarafın talep etmiş olması durumunda, sadece imzayı reddeden taraf yükümlülük altında olmalı.

Maddeye ek: E- imza / mobil imza gibi yazılı imza yerine geçen sistemlerin kullanılması bu kanundaki “yazılı sözleşme” hükmüne aykırı sayılamaz.

Gerekçe: Gelişen teknolojiye ayak uydurmak gereklidir. Yasa koyucunun ıslak imza yerine kabul ettiği yöntemleri farklı bir kanunda kanuna aykırı görmek hukukun kendi içindeki uyumunu zedeleyecektir.

EK: İşbu Kanun hükümlerince yapılan sözleşmeler damga vergisinden istisnadır.

Gerekçe: kanun gereği yapılan ve her gün çok sayıda yapılan bu sözleşmeler zaten aslında Bakanlıkça belirlenmiş ücretlerin teyidi niteliğindedir. Turist rehberliğinin doğası gereği hareketliliği de hesaba katıldığında damga vergisi idareye kazandıracağı çok ufak gelire oranla çok büyük pratik zorlukları beraberinde getirmektedir.

Madde 6-4 Sözleşme Yapmayan Rehberler

“İşe giriş bildirgesi turist rehberi olarak düzenlenmiş rehberin bordrolu olarak görev aldığı turlara istinaden diğer belgeleriyle güncel bordrosunun uyuşması halinde ayrı sözleşme aranmaz.”

Gerekçe: Bordrolu olarak acentada çalışan turist rehberinin gruptaki kişilerin sayısı vb. detaylar için ayrıca sözleşme imzalamasına ve taşımasına gerek olmamalı.

Madde 10-6 a) YK üye sayısı

Odaların üye Rehber sayısı arttıkça Yönetim Kurulu üyeleri çift sayıda olabilmektedir. Oylamalarda eşit sayı çıkması riskinden ötürü teknik olarak sorunludur. “Eşitlik durumunda başkanın oyu geçerlidir” türünden bir düzenlemeyle çözülmesini Bakanlığımızın tensibine bırakılmalıdır.

Madde 10-6 c) Çalışma Kartı Geçerliliği

Kimlik tespiti için “oy verenin kimliğini resmî kuruluşlarca verilen belgeyle” ifadesinin yanı sıra

“Geçerli Çalışma Kartı ibrazı durumunda başka kimlik aranmaz.” cümlesi eklenmelidir.

Gerekçe: Bakanlığımızca onayla, Birlik tarafından her sene yenilenen bu kimliklerin farklı il ve ilçelerdeki seçim kurullarının inisiyatifine bırakılmaksızın kabul görmesi yasanın ruhuna uygun olacaktır.

10-6 c) Oy Pusulası Düzeni

Aday isimlerinin alfabetik sırayla değil de soyadı alfabetik sırasına göre yazılması esas olmalıdır. Adayların toplumsal yaşamda kullanmadıkları göbek adları özellikle kalabalık listelerin bulunduğu delege seçimlerinde büyük sorun çıkartmakta, seçmen iradesi isim kolayca tanınamadığından sandığa yansımayabilmektedir.

10-6 d) Yönetim Kurulu Toplantıları

Yönetim kurulu toplantılarının ayda bir kez yapılması zorunludur ancak müeyyidesi bulunmamaktadır. Pandemi durumu, bunun fiziksel olmasının her zaman imkân bulamayacağını göstermiştir. Şüpheye yer bırakmamak için telekonferans yöntemiyle yapılan toplantıların geçerliliği, gelişen teknoloji standartları nedeniyle yasada yer almalıdır.

“Çevrimiçi toplantı yapılması halinde yazılı ve imzalı olarak tutanak altına alınmasına değin toplantının kayıtları dijital olarak muhafaza edilir.” hükmünün eklenmesi yeterli olacaktır.

10-6 d) Yönetim Kurulu Üyeliğinin Düşmesi

“Ölüm, istifa, görevi yerine getirmeye engel hastalık, meslekten çıkarma veya mazeretsiz olarak üç kere üst üste toplantıya katılmama” halinde Yönetim Kurulu üyeliği düşmektedir. “30 günü aşan eylemsizlik süresi” veya Bakanlık tarafından uygun görülecek gün sayısı boyunca eylemli olmak yönünde işlem yapılmaması da kurul üyeliklerini düşürebilmelidir.

Yine aynı maddedeki karar yeter sayısı ile ilgili ifade aşağıdaki şekilde değiştirilmelidir:

“Yönetim kurulu asil üyelerinin, her ne şekilde olursa kurulun oluşma yeter sayısının altına düşmesi hâlinde üç ay içinde yapılacak seçimlere kadar odalar birlik, birlik ise Bakanlık tarafından görevlendirilen üç kişilik kurul tarafından yönetilir.”

Gerekçe: Bakanlık veya Birlik tarafından kurul atanabilme şartı sadece istifaya bağlı kalmamalı, vefat veya diğer sebeplerle üye sayısının yetersizliği de mekanizmanın işlemesini tümden sekteye uğratacağından koşulsuz olmalıdır. Kuşkusuz yasanın ruhu zaten bunu gerektirmektedir ancak ifade aynı ruhu yansıtmamaktadır.

Ayrıca Yönetim Kurulu dışındaki kurulların da karar yeter sayısının altına düşme durumu dikkate alınmalı ve buna istinaden, “meslek kuruluşlarının diğer organlarının karar yeter sayısının altına düşmesi durumunda da Birlik Yönetim Kurulu tarafından en yakın seçim tarihine değin geçerli olmak üzere eksik asil üyelikler atama yoluyla tamamlanır.” ifadesinin eklenmesi kurum organlarının işleyişinin sürekliliğinde belirleyici olacaktır.

Madde 10-6 10) Disiplin Kurulu

“Hukuk fakültesi öğretim üyeleri arasından” ifadesi “hukuk fakültesi mezunu öğretim üyesi” olarak değiştirilmeli.

Gerekçe: Maddenin amacı öğretim üyeliği yapan bir hukukçunun disiplin kuruluna katkı sağlamasıdır. Örneğin Turizm Fakültesinde öğretim üyesi olan bir hukuk fakültesi mezunu, hukukçu yönüyle katkıda bulunabilecekken, Hukuk Fakültesinde öğretim üyesi olan (yabancı dil, hukuk tarihi, ekonomi vb dersleri veren) ancak hukukçu olmayan bir öğretim üyesinin arzu edilen katkıyı yapmayacağı belirgindir.

Aynı maddedeki “Asıl üyelerin üyelik sıfatını yitirdiği hallerde” ifadesinin şartlarının belirtilmesi gerekmektedir.

Gerekçe: Diğer kurullarda üyelik sıfatının nasıl yitirileceği belirtilmesine rağmen burada belirtilmemiştir. “Mazeretsiz katılmama vb.” sebepler dile getirilmeli veya diğerlerinden de kaldırılarak organ üyeliğinin sona ermesi genel ifadeyle hepsi için geçerli kılınmalıdır. Bu süreçte bazı Disiplin Kurulu üyelerinin rehber olmayabileceği hatırlanarak düzenleme yapılmalıdır.

Aksi takdirde sadece vefat ve istifa halinde Disiplin Kurulu üyeliği düşebilmekte, aynı kurulca kendisine meslekten men cezası verilen bir kurul üyesi bile görevini sürdürebilmektedir.

Ayrıca uyarma ve kınama dışındaki cezaların tesisi için oturumlarda karar yeter sayısının değil üye tam sayısının hazır bulunması gerektiğine dair verilen mahkeme kararına istinaden asil üyelerin katılamayacağı ancak bu içerikli dosyaların görüşüleceği toplantılara sırasıyla yedek üyelerin davet edilerek tam sayı ile toplanması gereği de kanuna aktarılmalıdır.

10-6 – 11) Genel Anlamda Organ Üyelikleri

“Meslek kuruluşu organlarına seçilenlerin organ üyeliği, oda üyeliğinin veya turist rehberi sıfatının kaybedilmesi hâlinde sona erer.”

Yukarıdaki cümlede “seçilenlerin” sözcüğü “seçilen rehberlerin” olarak değişmelidir.

Gerekçe: Yukarıda belirtildiği üzere, Birlik disiplin kurulunda Hukukçu öğretim üyeleri de bulunabilmektedir. Dolayısıyla turist rehberi olmayabilirler. Öğretim üyelerinin görevleri de öğretim üyesi sıfatlarının kaybedilmesi halinde düşmelidir. Öğretim üyesi ve turist rehberi olan Disiplin Kurulu üyelerinin üyelik sıfatı ise hangi kontenjandan seçildilerse o vasıflarının yitimi ile sona ermelidir. Örneğin ruhsatname sahibi ancak öğretim üyesi kontenjanından seçilmiş bir hukukçu. Kurumuyla ilişkisi kesilirse Kurul görevi sona ermeli diye takdir edilebilir.

Ayrıca tüm kurullar için, “meslekten menedilen organ üyenin yerine bu durumun devam ettiği süre boyunca toplantılara yedek üye davet edilir.” eklemesini de Bakanlığımızın görüşüne sunulmalıdır.

Madde 10’da 12-c Yönetim Kurulunca Yapılan Seçimler

Yasada tüm seçimler için aynı süreç ön görüldüğünden Yönetim Kurulunun kendi içinde yapacağı tek adaylı istifa edenin yerine yeni Başkan veya Başkan yardımcılığı seçimi için bile seçim kurulu davet edilmesi, sandık kurulması, pusula mühürlenmesi ve bunların getirdiği masrafların karşılanması yalınlıktan uzak süreçlerdir.

“Birliğe itiraz halinde İlçe Seçim Kurulu gözetiminde yenilenir” benzeri bir ifadeyle Yönetim Kurulunun kendi içinde ihtilafsız yapacağı seçim süreçlerinin yalınlaştırılması sağlanacaktır.

(3) Oda üyeliği için yeni başvuruların, ruhsatnamenin teslim alındığı tarihten itibaren altı ay içinde yapılması gerekir.

Ruhsatname düzenleme tarihinden itibaren geçen ilk altı ay içinde oda üyeliğini gerçekleştirmeyenler, geçen süre içinde ruhsatname sahibi olma yeterliliklerini kaybetmediklerini belgeledikleri takdirde yıllık aidatın üç katına kadar ilgili Oda’ya ödeme yaptıkları takdirde üyelik işlemleri yürütülür.

+++ “oda YK tarafından belirlenecek ve yıllık aidatın üç katından fazla olmayan işlem bedeli ödemeleri hâlinde” türünden bir ibare eklenmelidir. 6 ay sınırlamasını ihlal eden, yasaya aykırı davranan rehberin bir yaptırıma uğraması şart. Örneğin 3 aidat.

İhtilaflı ancak belirleyici olmayan bir değerlendirme:

Birlikler, üyelerinin çıkarlarına hizmet etmek üzere detayları yönetmelikle belirlenecek fonlar kurabilir. Kurulan fonlara aktarılacak bütçe Birliklerin yıllık bütçesinin % 30’unu aşamaz.

Gerekçe: Meslektaşlara zor zamanlarda yardımcı olmayı hedefleyen fonların eksikliği özellikle Covid-19 döneminde çok net fark edilmiştir. Yasamızın sosyal yanı çok eksik kalmıştır ve ne denli hızla telafi edilirse o kadar yararlı olacaktır.

+++ MADDE 10-18

+++ “İdari işleri yürütmek üzere bir genel sekreter, en fazla iki genel sekreter yardımcısı ile yeterli sayıda çalışandan oluşan genel sekreterlik oluşturulur. Genel sekreter başkanın teklifi üzerine yönetim kurulu tarafından, genel sekreter yardımcıları ise genel sekreterin teklifi üzerine başkan tarafından atanır. Genel sekreterin yürüteceği iş, sorumluluk, görev ve yetkileri yönetim kurulu tarafından, genel sekreter yardımcılarının ise genel sekreter tarafından belirlenir. Başkan, idari işlere ilişkin tek başına sahip olduğu karar ve imza yetkilerinden gerekli gördüklerini genel sekretere devredebilir. Hizmet birimlerinde çalıştırılan personelin ücretleri ile mali ve sosyal hakları yönetim kurulu tarafından belirlenir.”

Hükümlerini içermektedir.

+++ bu kadar ayrıntılı teşkilata gerek bulunmamaktadır ayrıca genel sekreter atayamamış durumda çok sayıda oda mevcuttur. Bunlar her ne kadar yaptırımı bulunmasa da kanuna aykırı duruma düşmektedir oysa işlerlikleri sürebildiğine göre sözü edilen tüm makamlara büyük bir ihtiyaç olmadığı belirgindir.

“Başkan, idari işlere ilişkin tek başına sahip olduğu karar ve imza yetkilerinden gerekli gördüklerini genel sekretere devredebilir.” benzeri bir ifade gerekirse idari işlerde süreçleri kolaylaştıracaktır. Başkanın tüm işlerde imzasını zorunlu kılmayacak bir yalın işleyişe geçilir. Örneğin bir disiplin cezasına gerek görülmediğine dair tebligatı genel sekreter imzasıyla yapmak son derece makul. Hizmet birimlerini, görev ve yetkilerini genel kurulun kararlaştırması da yersiz. YK görevi alışının ardından işlemlerin nasıl yürütülebileceğini belirlemeli ve ardından ona göre de yürütme görevinin parçası olarak organize etmelidir.


“Rehberlik Meslek Yasası Güncellemeleri” için 2 cevap

  1. Emeklerinize sağlık, olması gereken ve aslında oldurma gücü bulunan üslup bu şekilde olmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir